• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • Mui Ne
    • Vietnam
    • Machupicchu
    • Peru
    • Perito Moreno Buzulu - Patagonya
    • Arjantin
    • Taman Negara
    • Malezya
    • Amazonlar
    • Güney Amerika
    • Kukulkan Piramidi
    • Meksika
    • Kathmandu
    • Nepal
    • Java Adası
    • Endonezya
    • Annapurna Ana Kamp
    • Himalayalar, Nepal
    • Ha Long Bay
    • Vietnam
    • Uyuni Tuz Çölü
    • Bolivya
    • Batu Cave
    • Malezya
    • Barcelona
    • İspanya
    • Boracay
    • Filipinler Boracay
    • Sky Mirror
    • Malezya



İnsan kısa sürede neleri keşfedebilir? Yol aldıkça kendini, kültürünü, unuttuklarını,

belki de sadece
keşfetmenin hazzını...


Eğer kendini arıyorsan yönünü dağlara çevir, dağlarda gözlerini kapat, kulaklarınla
gör. Ağaçların fısıltılarını, böceklerin seslerini dinle. Binlerce yıllık uygarlıkların izini sür.
Keşif yolculuğu için yoldan çıkmaya hazır ol!
 Melih Eriş

.................................................
GEZİ YAZILARIM

Melih Eriş ile geziler PRONTOTOUR AC Seyahat Acentesi işbirliği ile gerçekleştirilmektedir.


MELİH ERİŞ REHBERLİĞİNDE GEZİLER
GÜNEYDOĞU ASYA GEZİLERİ











NEPAL GEZİLERİ



4x4 SAFARİ & KAMP GEZİLERİ


NEVŞEHİR - KAPADOKYA

GÜZEL ATLAR ÜLKESİ
 


Kapadokya bölgesi, doğanın yazıp çizdiği ve bize bahşettiği büyülü bir masaldır. Doğa ve tarihin dünyada en güzel bütünleştiği bir yerdir. Kapadokya bölgesinin çok geniş bir alana yayılmış olması ve her bir köşesini doyasıya gezebilmek için kendinize zaman yaratmanız gerekmektedir.
 
Bir gezgin olarak bu bölgeyi en güzel gezme yöntemi at üzerinde ya da bisiklet üzerinde yapabilmeyi düşlemiştim. Bazı yerlere araçlarla ulaşmanın mümkün olmadığını biliyordum. Bisikleti tercih ettim ve düştüm yollara. Göreme’de günlüğü çok uygun fiyatlara temiz dağ bisikletleri kiralayabilirsiniz. Kapadokya’yı halen görmediyseniz, şimdi yola çıkma zamanı.
 
Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları'nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir.
 
Kapadokya ve Göreme Milli Parkı UNESCO'nun 1983 yılında Dünya Doğal ve Kültürel miras listesine dahil etmiştir. Kapadokya bölgesi, başta Nevşehir olmak üzere Kırşehir Kırşehir, Niğde,Aksaray Kayseri illerine yayılmış bir bölgedir.
 
Kapadokya bölgesi, 60 milyon yıl önce Erciyes Dağı, Hasandağı Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır. İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler'in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hrıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler, bölgeyi Roma İmparatorluğu'nun baskısından kaçan Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.
 
Kapadokya günümüzde turizm açısından büyük bir öneme sahiptir. Avanos, Ürgüp, Göreme, Akvadi, Uçhisar, Ortahisar Kaleleri, El Nazar Kilisesi, Aynalı Kilise, Güvercinlik, Derinkuyu, Kaymaklı, Özkonak Yeraltı Şehirleri Ihlara Vadisi, Selime Köyü, Çavuşin, Güllüdere Vadisi, Paşabağ, Zelve belli başlı görülmesi gereken yerlerdir.
 
Kayalara oyulmuş geleneksel Kapadokya evleri ve güvercinlikler yörenin özgünlüğünü dile getirirler. Bu evler 19. yy. da yamaçlara ya kayaların ya da kesme taştan inşa edilmişlerdir. Bölgenin tek mimarı malzemesi olan taş yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan çok rahat işlenebilmekte ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanaklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir. Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır.
 
Yöredeki güvercinlikler 19. yüzyılın sonları, 18. yüzyılda yapılmış küçük yapılardır. Güvercinliklerin yüzeyi yöresel sanatçılar tarafından zengin bezemeler, kitabeler ile süslenmişlerdir. Bölge şarapçılık ve üzüm yetiştiriciliği ile de ünlüdür.
 
Göreme Açık Hava Müzesi, tarihin derinliklerinde kiliselerden, evlerden, mutfaklardan, yemek odalarından oluşan kayalara oyulmuş bir yaşam merkezi. Burada zaman duruyor sanki ve geçmişe bir yolculuk yapıyorsunuz. Peri bacaları arasında kalan dar patika yolların hepsi pedalıma teslim oluyorlar.
 
Gezilecek yerler: Rahibeler manastırı, Çarıklı kilise, Azize Katherine Şapeli, Karanlık kilise, Kiler/Mutfak/yemekhane, Yılanlı kilise, Aziz Barbara şapeli, Elmalı kilise, Aziz Basil şapeli.

Buralar koruma altına alınmadan önce yöre halkının yaşam alanı olması sebebi ile fazlaca tahribata uğradığını duvarlarda görebilmeniz mümkün. Girmiş olduğunuz bu kapalı mekanlarda flaşlı fotoğraf çekilmesi yasak.
 
Paşabağ, doğa örtüsü olan kayaların içine oyulmuş bir çok yerleşim yerini ve kiliseyi barındıran bir mekan.

Zelve, tamamen kayaların içine oyulmuş ve bir zamanlar insanların yaşam yeri olmuş bir yerleşim yeridir. 1959 yılında depremlerden çok zarar gördüğü için tamamen devlet tarafından boşaltılıp, düzenleme yapıldıktan sonra ziyaretçilere açılmış. Büyüleyici bir ortamı var Zelve’nin, çok hoşuma gitmişti. Bu oyukların içindeki yaşamları düşündüm bir an. Ufacık oyuklar, nasıl girip çıkıyorlardı, yoksa ufak mıydı bu insanlar? Anlayamamıştım ama yine de etkileyiciydi.
 
Avanos, Kızılırmak nehrinin kenarına kurulmuş çömlek yapımı ile ün salmış bir kasaba. 

Adını beklide aktığı suyun renginden almış Kızılırmak, gürül gürül akıyor. Belli ki çok uzun yol kat ederek buralara kadar gelmiş ve yoluna devam ediyordu. Nehrin üzerinden geçen köprünün üzerinde biraz soluklanıp, kırmızı renkte akan Kızılırmak’a seyre dalıyorum. Avanos’a vardığımda, etrafta bir çok çömlek imalathanesi olduğunu fark edip bir tanesini ziyaret ettim.
 
Uçhisar, Göreme’ye 7 km mesafede bulunan bir kaledir. Uçhisar köyünün içinden kıvrımlı bir yolla kalenin giriş kapısına geliyorsunuz. Kaleye girmek için cüzi bir miktar ödedikten sonra kalenin içinde ki mahzen gibi oyuklardan yukarı doğru tırmanıp zirveye ulaşıyorsunuz. Manzara harika! Solda Nevşehir, sağda Göreme ve ta uzaklarda Avanos! Hepsi ayaklar altına serilmiş durumda.
 
Ürgüp, modern bir kasaba olmuş artık ve bu yörelerin merkezi durumunda. Daha önceleri de gelmiştim, hatta bir ara çalışmıştım buralarda. Anılarımda kalan bir tepe vardı oraya doğru sürdüm bisikleti ve tüm Kapadokya vadisi ayaklar altında duruyor. Başka söze gerek yok!
 
Ortahisar, şirin bir köy. Uçhisar’a 3 km mesafede, Mustafapaşa ve Soğanlı kasabaların da eski dönemlerden kalma kayaların içine oyulmuş ve halen günümüze kadar sağlam kalabilmiş birkaç kilise var. Görülmeye değer yerler tavsiye ederim. Geziyi tamamladıktan sonra elimdeki bölge haritasından faydalanarak ara yollardan Derinkuyu kasabasına varıyorum.
 
Derinkuyu, yer altı şehri bugünlerde oldukça fazla ziyaretçisi var. Bundan 15 yıl öncesine kadar popüler olmayan ve genelde insanların Kaymaklı yer altı şehrini ziyaret etmeleri Derinkuyu’nun ikinci planda kalmasını sağlamış. Daha sonra yapılan  düzenlemeler buranında ziyarete açılması ile insanların gelmesine ve tur programlarının içine alınmasını sağlamıştır. Bende ilk kez ziyaret ediyorum. Düz bir alandan basamaklarla aşağıya inmeye başlıyorum. İnmeye başladıkça sağda solda yerleşim odaları, mutfaklar ve holler gözüme çarpıyor. Bazı yerlerden eğilerek geçmek zorundasınız.. Aklıma tekrara geliyor, bu insanlar çok kısa boylular mıydı diye. Dokuz kat kadar aşağıya inip sonra tekrar yukarıya doğru tırmanıp gün ışığına çıkıyorsunuz.
 
Kapadokya bölgesinde görülmesi gereken önemli bir yer daha bulunmaktadır. Göreme’ye 70 km mesafede bulunan Ihlara Vadisi. Ihlara’ya yaklaşırken tüm heybetiyle Hasan dağ bu vadiye bekçilik yapar gibi dimdik karşılıyor bizleri..
 
Ihlara vadisi, geçmiş yaşamlarda bir çok yerleşimciyi ağırlamış. Kaya içine oyulmuş yerleşim yerleri, kiliseler ve mezarlar karşınıza çıkıyor. Vadiye yaklaşık 200 basamaklı bir yoldan inip Bellisırma’ya kadar olan patika yolu takip ederek nehrin kenarından 4 km lik bir yürüyüş yapmak zorundasınız. .Nehrin her iki yakasında da görülecek yerlerin olması nedeni ile dönüşte de nehrin diğer kıyısında da bu güzellikleri görmek için ters yönde bir yürüyüşle Ihlara vadisi gezisini tamamlamış olursunuz.
 
Farklı rotalarda buluşmak üzere.

Hepiniz sevgiyle kalın.

Melih Eriş

Yorumlar - Yorum Yaz
MELİH ERİŞ WEB SAYFALARI

NEPAL GEZİLERİ

GÜNEYDOĞU
ASYA GEZİLERİ

 4x4 SAFARİ & KAMP GEZİLERİ



GEZGİNİN SEYİR DEFTERİ GRUBUMUZ


TÜRK MÜHRÜ PROJEMİZ

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam31
Toplam Ziyaret179842
Takvim
Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.36725.3887
Euro6.07136.0956